Şirketler, Birleşme ve Devralmalar Hakkında 2015'de Sıkça Sorulan Sorular
1. Yabancı Sermaye ne demektir? Yabancılar Türkiye’de Hangi Araçlarla Yatırım Yaparlar?
Yabancı sermaye; bir ülkede yerleşik kişi veya kuruluşların ülke sınırlarının dışında servet edinmeleridir. Yabancıların, Türkiye’de tahvil ve hisse senedi gibi menkul değerlere yaptığı yatırımlara “Portföy Yatırımları” adı verilir ve bunlar “dolaylı yabancı sermaye yatırımı” kapsamındadır. Yabancıların Türkiye’de doğrudan veya bir Türk ortak ile birlikte bir şirket kurmaları ya da mevcut bir şirketin hisselerini satın almaları, bina, fabrika, arazi, üretim tesisi gibi fiziki değerler iktisap etmeleri ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını oluşturur. Bunlara ek olarak, yabancı sermaye, kredi ve dış yardımlar şeklinde de ülke piyasasına girebilir.
17.06.2003 tarihli Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 05.06.2003 tarih ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununun (“DYKK”) 2. maddesinin (a) bendi, Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapan yatırımcıyı, yabancı ülkelerin vatandaşlığına sahip olan gerçek kişiler ile yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları ve yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler ile uluslararası kuruluşlar şeklinde tanımlamıştır. Aynı maddenin (b) bendine göre, doğrudan yabancı yatırım, yabancı yatırımcı tarafından,
Türkiye’de yeni şirket kurulmasını, şube açılması veya menkul kıymet borsaları dışında hisse edinimi veya menkul kıymet borsalarından en az % 10 hisse oranı ya da aynı oranda oy hakkı sağlayan edinimler yoluyla mevcut bir şirkete ortak olunmasını ifade eder. Yabancı yatırımcı yurt dışından getirdiği nakit sermaye veya devlet tahvilleri hariç, şirket menkul kıymetleri, makine ve teçhizat, sınaî ve fikrî mülkiyet hakları gibi gayri nakdi sermaye aracılığıyla veya yurt içinden sağladığı yeniden yatırımda kullanılan kâr, hâsılat, para alacağı veya malî değeri olan yatırımla ilgili diğer haklar, doğal kaynakların aranması ve çıkarılmasına ilişkin haklar gibi iktisadî kıymetler aracılığıyla şirket veya şube kurabilir veya mevcut bir şirkete ortak olabilir.
Türkiye’de yeni bir şirket kurmak yoluyla yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcılar daha çok anonim ortaklık ya da limited ortaklık kurmayı veya adi ortaklık şeklinde yapılanmayı tercih etmektedirler. Ancak yabancı yatırımcılar şahıs şirketi de kunabilirler. Yabancıların Türkiye’de şube veya irtibat bürosu açma imkanı da bulunmaktadır. Türkiye dışında kurulmuş bir şirketin Türkiye’de bir şube açması Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın iznine ve yine Bakanlık nezdinde tamamlanması gereken birtakım prosedürlere tabidir. İrtibat büroları ise yabancı yatırımcıların Türkiye’de bir varlık tesis etmek için kullanabilecekleri en kolay araçtır ve şirket ve şubelerinin aksine, irtibat büroları Türkiye’de herhangi bir ticari faaliyetlerde bulunamazlar. İrtibat bürolarının Türkiye’deki yatırım olanaklarına ilişkin olarak bilgi toplama, pazar araştırmaları ve fizibilite çalışmaları yapma, yazışmaları yürütme, müşteri ziyaretlerinde bulunma ve seyahat organizasyonları için rezervasyon yapma gibi faaliyetlerde bulunabilirler.
2. Yabancı yatırımın tabi olacağı kurallar nelerdir?
DYYK m.3(a)’ya göre uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri aksini öngörmedikçe, Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir ve yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi tutulurlar. Dolayısıyla, uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümlerince öngörülmüş olan kısıtlamalar saklı kalmak ve kamu düzenine, genel sağlık kurallarına, kamu güvenliğine ve kamu yararına aykırı olmamak kaydıyla, yabancı yatırıma ilişkin olarak eski düzenlemede bulunan sektörel kısıtlamalar ortadan kaldırılmıştır. Ancak, bazı özel kanunlar kapsamındaki yabancı yatırımlar çeşitli kısıtlamalara tabidir. Örnek olarak, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun madde 29/1(h)’ye göre, bir özel radyo ve televizyon yayın kuruluşunda, yabancı sermayenin payı ödenmiş sermayenin %25′ini geçemez. Benzer bir kısıtlama Havaalanları Yer Hizmetleri mevzuatında da bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, 815 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkında Kanun, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu da, yabancı yatırımcılar için birtakım kısıtlamalar getirmektedir.
Yabancı yatırımların kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamayacağı veya devletleştirilemeyeceği de DYYK m. 3(b) hükmünde açıkça belirtilmiştir.
Bunun yanı sıra, yabancı yatırımcılar kendilerine ödenen her türlü meblağı herhangi bir engelle karşılaşmaksızın yurt dışına transfer edebilirler. DYYK m. 3(c) uyarınca yabancı yatırımcıların Türkiye’deki faaliyet ve işlemlerinden doğan net kar, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, yönetim vb anlaşmalar karşılığında ödenecek meblağlar ile dış kredi anapara ve faiz ödemeleri, bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilir.
Yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, DYYK m. 3(e) uyarınca, özel hukuka tabi olan yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile yabancı yatırımların idare ile yaptıkları kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar için, mahkemeler yanında milli veya milletlerarası tahkim yoluna da gidilebilir.
3. Yabancıların Türkiye’de Gayrimenkul Edinmeleri Hangi Kurallara Tabidir?
DYYK m.3(d) uyarınca, yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı aynî hak edinmeleri serbesttir. Buna göre yabancı yatırımcılar Türkiye’de taşınmaz iktisap etme konusunda Türk vatandaşlarıyla eşit muameleye tabi tutulmaktadırlar. DYYK’da düzenlenen, yabancı yatırımcının Türkiye’de kurduğu veya ortak olduğu bir şirketin taşınmaz edinmesi durumudur. Yoksa yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye’de gayrimenkul edinmesi ise, 1934 tarihli 2644 sayılı Tapu Kanunu (“Tapu Kanunu”) hükümlerine tabidir.
Tapu Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları iktisap edebilirler. Yabancıların Türkiye’deki taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak iktisap etmesinde de aynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ve bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk (2,5) hektarı geçemez.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler, merkez ilçe ve ilçeler bazında düzenlenen uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüzölçümünün yüzde onuna (%10) kadar kısmında taşınmaz ve bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni hak edinebilirler. Merkez ilçe ve ilçelerin altyapı, ekonomi, enerji, çevre, kültür, tarım ve güvenlik açısından önemlerini dikkate almak ve bu orandan fazla olmamak kaydıyla, Bakanlar Kurulu’nun farklı oranlar belirleme yetkisi vardır.
Tapu Kanununun 36. maddesine göre, yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketler, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilecekleri gibi, bu şekilde edinilen taşınmazların Türkiye’de kurulu bulunan bir başka yabancı sermayeli şirkete devrinde ve yerli sermayeli bir şirketin hisse devri yoluyla yabancı sermayeli hale gelmesi durumunda da taşınmaz ile ilgili aynı esas geçerlidir. Bu şirketlerin, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununca düzenlenen askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ve stratejik bölgelerdeki taşınmaz edinimleri, Genel Kurmay Başkanlığının, ya da yetkilendireceği komutanlıkların, özel güvenlik bölgelerindeki taşınmaz edinimleri ise, taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabidir.