Ticari Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Hakkında 2017'de Sıkça Sorulan Sorular
1. Türkiye’de yolsuzlukla mücadeleye ilişkin uluslararası yasal çerçeve nedir?
Türkiye, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin birçok anlaşmanın taraf devletidir. Bu anlaşmalardan en önemlileri:
- Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi
- Birleşmiş Milletler Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi
- OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi
- Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi
- Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi
- Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması, Zapt Edilmesi, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir.
Bunların yanı sıra Türkiye, 1991 yılından beri Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’nun (FATF); 2004 yılından beri de Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) üyesi bulunmaktadır. GRECO’nun önerileri doğrultusunda Türk Hükümeti, Temmuz 2014’te Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesine Ek Protokol’ü kanun ile onaylamış ve böylece sözleşme içeriği hakem ve jürileri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Türkiye, uluslararası bir kuruluş olan Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Akademisi Kurucu Anlaşması’na da üyedir.
2. Türkiye’de yolsuzlukla mücadeleye ilişkin ulusal yasal çerçeve nedir?
2012 yılında yapılan değişiklikler ile yürürlükteki halini almış olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (‘TCK’), Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvetle mücadele konusundaki temel mevzuat olmaktadır. Bu temel kanunu başta 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu olmak üzere çeşitli yasalar ve yönetmeliklerle tamamlamaktadır.
TCK, yolsuzluğun; rüşvet, dolandırıcılık, zimmete para geçirme, görevi kötüye kullanma gibi farklı şekillerini düzenlemektedir. Kanunda yer verilen rüşvet tanımı geniş ve güncel uygulama ile paraleldir. Hüküm, klasik anlamda kamu görevlisi tanımını, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuşşirketler, kamu yararına çalışan dernekler ve halka açık anonim şirketler adına hareket eden kişileri de kapsayacak şekilde genişletmektedir. Rüşvet alınması-verilmesi fiillerinin aracı kullanarak gerçekleştirilmesi de kanun tarafından açıkça yasaklanmıştır. Uluslararası bir işin yürütülmesi sırasında yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesi de rüşvet suçuna yol açabilmektedir.
Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun, şüpheli finansal işlemlerin Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından incelendiği bir sistem getirmektedir. Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, yolsuzluk faaliyetlerinin önlenmesi adına kamu görevlileri için zorunlu önlemler öngörmektedir.
3. Rüşvet suçunun tanımı ve kapsamı nedir?
Rüşvet suçu ile unsurları TCK’nın 2012 yılı değişiklikleriyle güncel halini almış olan 252. maddesinde tanımlanmıştır. Türk Hukuku’na göre “görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceğibir başka kişiye menfaat sağlamak” rüşvet suçunu oluşturmaktadır.
Rüşvet suçu, iki taraflı bir suç olarak kabul edilmektedir ve rüşvet suçunun işlenmesi için rüşvet veren ile kamu görevlisi arasında bir anlaşmaya varılmış olması yeterlidir.
4. Türk Hukuku’nda kamu görevlisi ne şekilde tanımlanmıştır?
TCK m.6/1(c)’de kamu görevlisi, ‘kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi’ olarak tanımlanmıştır.
TCK m.252/8, aşağıda sayılan kişileri de rüşvet suçu kapsamında kamu görevlisi olarak kabul ederek özel rüşveti düzenlemekte, böylelikle kamu görevlisi tanımının kapsamını genişletmektedir:
a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
b) Kamu kurum veya kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuşşirketler,
c) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuşşirketler,
d) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
e) Kamu yararına çalışan dernekler,
f) Kooperatifler,
g) Halka açık anonim şirketler,
Yukarıda bahsedilenler dâhilinde, bir avukat müvekkili adına, halka açık bir şirketin CEO’suna görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için menfaat sağlarsa o avukatın rüşvet suçu işlediği kabul edilebilecektir.
5. Uluslararası rüşvet bir suç mudur? Yabancı şirketler, uluslararası rüşvet suçu nedeniyle Türkiye’de yargılanabilir mi?
Uluslararasırüşvet, Türk Hukuku hükümlerince suç kabul edilmektedir. TCK’da 2012 yılının Temmuz ayında yapılan değişiklikler ile ise yabancı kamu görevlilerine verilen rüşvete ilişkin ceza hükmü değiştirilmiş ve yabancı kamu görevlisi tanımının kapsamı genişletilmiştir. Madde 252/9 uyarınca,:
- yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine;
- uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere;
- uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine;
- kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere;
- Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
- Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine
görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi uluslararası rüşvet kapsamında değerlendirilmektedir.
Ek olarak, TCK m. 252/10 uyarınca Türkiye’nin, Türkiye’deki bir kamu kurumunun, Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin veya bir Türk vatandaşının tarafı olduğu bir uyuşmazlık konusunda bir yabancı tarafından; yurt dışında bulunan yabancı görevlilere rüşvet veren kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.
Bu hükmün sınır ötesi (extraterritorial) uygulanabilirliği uyarınca, bir yabancının, i. Türkiye’nin, ii. Türkiye’deki bir kamu kurumunun, iii. Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin, iv. Türk vatandaşının tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemi ilgilendiren bir konuda yabancı bir kamu görevlisine rüşvet vermesi halinde, bu fiilTürkiye dışında gerçekleşmiş dahi olsa, Türkiye’de resen soruşturma ve konuşturmaya konu olabilir.
6. Kamu görevlilerine sağlanan hediye, seyahat ve eğlence harcamaları rüşvet suçuna sebebiyet verebilir mi?
TCK, rüşvet suçu için hediye, seyahat ve eğlence harcamaları kapsamında bir istisna öngörmemektedir. Bu nedenle, bu harcamalar, suçun şartlarının gerçekleşmesi halinde, rüşvet suçunun oluşmasına sebep olabilecektir.
Bunun yanı sıra, kamu görevlileri, Devlet Memurları Hakkında Kanuna tabi tutulmaktadırlar. Bu kanunun 28. maddesine göre, kamu görevlileri (memurlar) ticari faaliyette bulunamazlar. Madde 29 hükmüne göre ise, görevlerini ilgilendiren işler kapsamında hediye kabul edemez veya herhangi bir yarar sağlayamazlar. Kamu görevlilerin kabul edebileceği ve edemeyeceği eşyalar/hediyeler Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 15.maddesi kapsamında bir liste halinde belirtilmektedir.
7. Kolaylaştırma ödemeleri (facilitating payments) rüşvet suçuna sebebiyet verebilir mi?
TCK, rüşvet suçu için hızlandırma ödemeleri kapsamında bir istisna öngörmemektedir. Bu nedenle, hızlandırma ödemeleri, suçun şartlarının gerçekleşmesi halinde, rüşvet suçunun oluşmasına sebep olabilecektir.
8. TCK’nın yolsuzluk suçun için öngördüğü cezalar nelerdir? Şirketlerin cezai sorumluluğu doğabilir mi?
Rüşvet suçu işleyen kişi, aracılar da dâhil olmak üzere, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisi de aynı cezaya tabi tutulur.
Rüşvet alan veya rüşvet talebinde bulunan ya da bunun için anlaşan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Türk hukukunda yer alan “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi, TCK m.20 altında, “tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağı” düzenlemesi ile vücut bulmaktadır. Ancak, bu suça ilişkin olarak özel hukuk tüzel kişilerine güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar uygulanabilmektedir. Şirketlere uygulanabilecek TCK m.60 altında sayılan güvenlik tedbirleri yasal izinlerin iptali ve suç gelirlerine el koyulmasını kapsamaktadır. Şirket, Kamu İhale Kanunu’nun rüşvet suçuna ilişkin düzenlemeleri kapsamında, ihalelere/kamu alımlarına katılımdan men edilebilir.Şirket, Kabahatler Kanunu madde 43/A uyarınca ise 2 milyon Türk Lirası’na kadar para cezasına mahkum edilebilir.
9. Yolsuzlukla mücadele konusunda yetkili makamlar hangileridir? Yolsuzluk alanında uzman bir yetkili kurum mevcut mudur?
Yolsuzlukla alakalı suçların soruşturulmasında yetkili makamlar, savcılık ve ceza mahkemeleridir. Türkiye’de sadece yolsuzluğun araştırılması ve soruşturulması görevlerine adanmış resmi bir devlet kurumu mevcut olmamakla birlikte Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) yolsuzluk soruşturmaları kapsamında özel bir yetki ile donatılmıştır. MASAK, veri toplama, ilgili kuruluşlardan belge talep etme ve en önemlisi soruşturma dosyalarını yetkili savcılığa sevk etme konusunda yetkilendirilmiş düzenleyici bir kuruluştur.
10. Rüşvet veren şüpheli tarafın, yetkili makam ile yargılama dışı anlaşma yapması mümkün müdür?
Türk Hukuku, yargılama dışı anlaşmasistemini benimsememektedir. Bu nedenle, bir uluslararası rüşvet iddiasının, yargılama süreci dışında, yetkili devlet otoriteleri ile yapılacak bir anlaşma ile çözüme kavuşturulması Türk hukukunda buna imkan veren özel bir hüküm bulunmaması sebebiyle mümkün değildir.
11. Gönüllü açıklama yükümlülüğü var mıdır?
TCK, bir suçtan haberi olan kişiye bu suçu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü getirmektedir.
TCK m. 278 ile getirilen bu yükümlülük nedeniyle, suçu işleyen kişi kendi olmasa bile suçtan haberi olan bir çalışan, suçu bildirmeme nedeniyle sorumlu tutulabilir. İlgili hüküm, işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçtan haberi olduğu halde yetkili makamlara bildirmeyen kişi için bir yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.